Zara Sanayici ve İş Adamları Derneği
+90 (535) 203 07 85 İstek ve Önerileriniz
Zara Hakkında
zara

Zara Hakkında

Bugün İç Anadolu Bölgesi sınırları içinde, Sivas şehir merkezine 60 km uzaklıkta bulunan Zara ilçesinin neolitik döneme kadar uzanan eski bir yerleşim yeri olduğu sanılmaktadır. İran ve Mezopotamya’nın önemli şehirlerini Karadeniz sahillerine bağlayan ana kervan yollarının kesişme noktası üzerinde kurulan Sivas şehrinde yapılan kazı çalışmalarında M.Ö. 8. yüzyıla tarihlenebilecek bulgular ortaya çıkarılmıştır.

Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar insanlar için doğal korunaklı yerleşim yeri olan Zara, Bizans Dönemi’nde önce Pontus, sonra Sebastia (Sivas) bölgesine bağlanmıştır. Selçuklu Dönemi’ne gelindiğinde ise Şeyh Mezruban Hazretleri, Pir Gökçek ve Koşa Baba gibi Horasan Erenlerinin Zara civarının İslamlaşmasında büyük rol oynadığına inanılır. Anadolu Selçuklularının Moğollar tarafından yıkılmasını kesinleştiren Kösedağ Savaşı (1243) ardından Zara Moğol hakimiyetine girmiştir.

Zara, Orta Çağ’da 1398’de Yıldırım Beyazıd tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1871’de Sivas Sancağına bağlı bir kaza olan Zara’ya ait yazılı belgeler incelendiğinde idari konumlarda yer alan Müslümanlar, Ermeniler ve Rumlar olduğu görülmektedir. Bu da kazanın etnik çeşitliliğini yansıtmaktadır.

Zara Osmanlı İmparatorluğu’ nun son dönemlerinde biraz daha önem kazanmıştır. Sivas 1908 yılında 4 sancaklı, 28 kazalı bir vilayettir.  İlçeye toplu olarak yerleştirilen ilk askeri birlik 36. Piyade alayı olup Nisan 1914 tarihinde gelmişlerdir. Alayın binalarını inşa etmek için kalan amele taburu, yol yapmak üzere Suşehri – Erzincan güzergahına gitmesinden sonra ilçede bir Talimgah Birliği kurulmuştur. 1915 yılında Talimgah Birliğinde bir salgın hastalığın ortaya çıkmış, önü alınamayınca ilçedeki askerlerin bir bölümü hayatlarını kaybetmişlerdir. Kaybedilen askerlerin anısına 1915 yılında toplu mezarlar yapılarak Zara Şehitliği inşa edilmiştir.

Zara, Kurtuluş Savaşı döneminde ise kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ü de ağırlama şerefine sahip olmuş; Atatürk, Erzurum Kongresi ardından Sivas’ a giderken 2 Eylül 1919’ da Zara’ ya uğramış & Sivas’tan Erzincan’a geçerken de eşi Latife Hanım ve beraberindeki heyetle birlikte 28 Eylül 1924 günü Zara’ ya uğramışlardır.

Zara’nın bozulmamış doğasında en önemli etken doğal bir plato olmasındandır. İlçe kuzeyde Karadeniz Dağlarının uzantıları, Kuzedoğu’da Kösedağlar, doğuda İmranlı-Karacaviran Platosu, güneyde Divriği sınırları içindeki Delidağ gibi doğal sınırlar ile çevrilidir. Bu doğal korunaklı yapısı ile geçmişten günümüze pek çok farklı kültüre ev sahipliği yapmış Zara, günümüzde 2616 km2 yüz ölçümü ile 22.000 nin üzerinde nüfusun yerleşim yeridir.

1355 km uzunluğu ile Türkiye’nin en uzun akarsuyu olan Kızılırmak Zara’yı doğudan batıya keser.  İlçe merkezinden sonra genişleyen Kızılırmak, Zara’nın akarsuları ile beslenmektedir. Acısu, Habeş Çayı, Karabel Deresi gibi büyüklü küçüklü akarsular ve Tödürge Gölü, Kaz Gölü, Sülüklü Göl, Beypınarı, Bey Dağı, Kızılçan, Akgöl ve Karagöl gibi göller Zara’nın pastoral ambiyansındaki en önemli mavilerdendir.

Tüm bu doğal güzellikleri ile karasal iklimin hakim olduğu Zara, yüz ölçümü küçük ama rakımı yüksek yaylaları ile de gözde olduğu uzun dönemler yaşamıştır.

Zara; kaya mağaraları, muhteşem vadileri, gölleri neolitik çağdan kalma yerleşim alanları, eşsiz yaylaları ve bozulmamış doğasıyla gelecekte doğa ve kültür turizminin yeni bir merkezi olmaya aday Anadolu’da parlayan bir yıldız gibi sizleri beklemektedir.